Çeviri Üzerine

Çevirmenlerin çeviri üzerine yazıları

Sosyal/Beşeri Bilimler Metinlerinin Çevirisine Benim Gözümden Genel Bir Bakış

2020-12-20T14:27:48+03:00Aralık 17th, 2020|

Sosyal/Beşeri Bilimler Metinlerinin Çevirisine Genel Bir Bakış[1] Beyza Sumer Aydaş Çeviri, kaynak dil ve hedef dil olmak üzere iki dili, yabancı kültür ve yerel kültür olmak üzere iki kültürü, orijinal metin ve çeviri metin olmak üzere iki metni, yazar, çevirmen, okur olmak üzere üç aktörü içeren bir süreçtir. Çeviriyi orijinal metnin anlamını yorumlama, aynı mesajı

Çeviri Kimin İçin Yapılır (ve Türkiye Neden Bir Çeviri Kültürü Değildi)

2020-10-27T15:33:11+03:00Ekim 27th, 2020|

Süreyyya Evren Ç.N. (Çevirmenin Notu) Dergisi, sayı 14, 2011, Şimdi Yayıncılık, İstanbul   Neredeyse hayatım boyunca çeviri yapmışım gibi geliyor. Teknik çeviri de yaptım, (çok satmayan) bestseller da çevirdim, edebiyat klasiği de, anarşist makaleler de, kişisel gelişim kitapları da. Ama kendimi bir türlü çevirmen olarak göremedim. Bir boya makinesinin kullanım kılavuzunu çevirirken şu hatayı yaparsanız

Tim Parks ile Söyleşi

2020-09-07T15:12:19+03:00Eylül 6th, 2020|

Allison Braden'ın Tim Parks'la yaptığı bu söyleşi ilk olarak Asymptote dergisinde yayınlanmış, Asymptote'un ve Tim Parks'ın izniyle Türkçeye çevrilmiştir.   Allison Braden (AB): Katıldığım bir çeviri konferansında, yazarın iletmek istediği anlamı önemli ölçüde engellemediği müddetçe çeviri hatalarının önemsiz olduğunu ileri süren bir panelistin konuşmasını dinlemiştim. Mümkün mertebe hata yapmaktan kaçınmaya çalıştığını da eklemişti sözlerine. Sonra,

Çağdaştan Güncele, Eserden İşe: Bir Çeviri Hikayesi*

2020-06-29T16:05:07+03:00Haziran 28th, 2020|

  Elçin GEN Türkiye’de görsel sanat alanında “çağdaş sanat”a karşı “güncel sanat” tartışması epey bir süredir gündemde. “Güncel sanat”, 1990’lardan beri bu kavramı kasten veya gelişigüzel kullanan sanatçı, küratör, eleştirmen, yazarlar vs. yoluyla, iyi kötü billurlaşmış pratik bir alana dönüştü. Bu pratik billurlaşma, zaman içinde sınırları hayli keskinleştirilmiş bir ideolojik kutuplaştırma halini aldı. Bu kutuplaştırmanın

Bir Çeviri Nasıl Okunur?

2020-06-28T12:23:49+03:00Mayıs 27th, 2020|

Merve Sevtap ILGIN Lawrence Venuti “How to read a translation” (2013) başlıklı makalesinde okurların çeviri metinleri nasıl okuması gerektiğini örnekler üzerinden açıklayarak sıralamıştır. Bense çevirmenlerin çağımız kapitalizmine nasıl bir postmodern direniş gösterdiğini irdelediği “Translation, Simulacra, Resistance” (2013) başlıklı makalesinden ilhamla, Venuti’nin bir çevirinin nasıl okunması gerektiğini ele aldığı bu makaledeki görüşlerini, yayıncılık dünyasına hâkim

Ne Kitaplar Çevirdim ki Yoktular

2018-04-10T00:23:38+03:00Nisan 9th, 2018|

Deniz KESKİN Hasbelkader on yıla yakın zamandır çeşitli şekillerde çeviri yapıyorum. Makale, tez, kullanım kılavuzu, noter sözleşmesi, ihale evrakı, gübre analiz raporu, altyazı, tüzük, yurt yönetmeliği, veritabanı, bildiri, sunum ve asla aklıma gelmeyecek türlü çeşit içeriği masabaşında, işyerinde, konferans salonunda, toplantılarda, içki masalarında ve Yıldız Korusu’ndaki piknik masalarında bir dilden diğerine aktardım elimden geldiğince. Kitap

Çevirmen sözlüksüz kalınca: Bir ‘Unsurlara Dönüş’ hikâyesi

2018-03-30T11:49:01+03:00Mart 30th, 2018|

Haldun BAYRI Cioran’ın adını ilk kez 1980 sonbaharında, Galatasaray Lisesi’ndeki felsefe hocam Olivier Abel’den duymuştum. Bana ve benim gibi 12 Eylül şokunu yaşayan Stalinci arkadaşlarıma hararetle Tarih ve Ütopya’daki “Rusya ve Özgürlük Virüsü” yazısını okumamızı tavsiye ettiğini hatırlıyorum. O zamanki fransızcamla okumuş, pek bir şey anlamamış, o günlerin işkence ve cenaze ortamında onun o herşeyi

Redaktör ve editör ne iş yapar?

2018-04-08T19:08:12+03:00Şubat 6th, 2018|

Üyemiz Savaş Kılıç'ın yine üyelerimiz olan Elçin Gen ve Bülent Doğan ile yaptığı bu mülakat ilk olarak K24 sitesinde yayınlanmıştır.  Türkçede genellikle çeviri bir metnin düzeltilmesi anlamına gelen redaksiyon, kitap yayıncılığının önemli bir aşamasını oluşturur. Çoğunlukla okurun gözünden ırak olan redaktörler tıpkı çevirmenler gibi bir bakıma isimsiz kahramanlardır; hakları okurdan ziyade aynı alanda çalışanlar, çoğunlukla da

Bulut Fabrikasından Duman Gönderin Bana

2018-03-16T14:14:04+03:00Mayıs 2nd, 2014|

Seda ERSAVCI Delilerle uğraşmayı seviyor olmalıyım. Aksi takdirde ne Félix Francisco Casanova’nın ne Jack Kerouac’ın ne de Allen Ginsberg’ün cümleleriyle oynamaya cüret edebilirdim. Félix Francisco Casanova’ya görür görmez vurulmuştum, seçim bana aitti. “Ben çevireceğim!” çığlıklarıyla çıkıvermiştim ortaya. Jack Kerouac - Allen Ginsberg: Mektuplar’ında ise durum biraz daha farklıydı. O zamanlar birlikte çalıştığım arkadaşım bana tuğla

Çeviri Sayesinde Beklenmedik Bir Buluşma: Alexander Pope ve Nevşehirli Damat İbrahim Paşa

2018-03-21T08:09:02+03:00Mart 22nd, 2014|

 Savaş KILIÇ Osmanlı edebiyatı ile İngiliz edebiyatı arasında bir alışveriş akla pek olası gelmese de, karşılaştırmalı edebiyatın iyi bildiği Mesihî’nin “Bahariye”si[1] örneğine ek olarak, 18. yüzyılın önde gelen İngiliz şairlerinden Alexander Pope’un (1688-1744) Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın (1660-1730) bir şiirini okuyup buradan aldığı bir imgeyi kullandığını biliyoruz; iki şair arasındaki bağlantı ise, sosyal konumunun etkisiyle

Çevirmenin Görevi

2018-04-10T00:20:45+03:00Mart 18th, 2014|

Cemal ENER Başlarken iki noktayı belirtmek isterim. Birincisi burada bir Benjamin uzmanı olarak konuşmuyorum, konuşmayacağım. İkinci noktaysa, ufak bir yanlış anlama: Ben burada Benjamin’in Moskova Günlüğü’nü çevirdiğim için bulunacağımı ve bunun “hafif” bir söyleşi olacağını düşünmüştüm. Fakat sonradan, ikinci görüşmemizde, benden bir konu başlığı istenince biraz tedirgin oldum açıkçası, çünkü konu ve başlık isteniyorsa o

Çevirmen: Yabancı Ajanı mı, Yabancılığın Ajanı mı?

2020-10-26T07:32:10+03:00Mart 18th, 2014|

Tuncay BİRKAN Lost, is it, buried? One more missing piece? // But nothing's lost. Or else: all is translation / And every bit of us is lost in it  James Merrill, “Lost in Translation" Çeviri hakkında kafa yormuş, söz almış hemen herkesin değinmeden duramadığı bir karşıtlık, hatta bir kutupluluk durumu, yerlilik/yabancılık gerilimi. Üstelik hem çevirmenin

All That CAZ

2018-03-14T08:50:09+03:00Mart 13th, 2014|

 Cem SOYDEMİR I Bir şeyi tanımlarken, aynı zamanda o şeyi yaratırız, der Spinoza. Öyleyse tanımlama ile hakikat özdeştir. Aslında yarattığımız, o şeyin kavramıdır. Ama öyle olsa bile, soyut bir şey, gerçek olabilir. Soyut olanın bir maddiliği olabilir. Çevirinin gerçekliği de böyledir işte. Yabancı bir evreni tanımlıyor, tanımlarken de aslında yaratıyordur. Ama bir yalana dayanmak zorundadır

Genç Rusça Çevirmenleri Kaygılı…

2018-03-16T14:47:32+03:00Mart 13th, 2014|

 Koray KARASULU Siyasi nedenlerle, yakın zamanlara dek Batı kaynaklı aktarımlar haricinde (örneğin büyük olasılıkla saygın bir meslektaşımız sayesinde Soğuk Savaş'ın önemli figürlerinden Nikita Hruşçov'a, hâlâ Kruşçev diyoruz) fazlaca alışverişimiz olmayan kapı komşumuz Rusya Ana ile, aslında kültürel açıdan çok zengin bir mazimiz var. Örneğin, dilimize çevrilmemiş Rus klasiği yok gibi neredeyse. Ortalama bir Türk okuru, Sovyet

Çeviriden Vazgeçmek İster misiniz?

2018-03-16T14:45:59+03:00Mart 13th, 2014|

Aslı BİÇEN Ben çevirmenim. Çevirmenin işi basittir. Ben size dünyayı getiririm. Bunu yapmak için hem o dünyayı hem sizin dünyanızı çok iyi bilmem gerekir. Yeteneklerim olmalı, engin bir malumatım olmalı. Ben size Japonya’yı, ben size Arjantin’i getirmezsem ve siz de yabancı dillerden herhangi birinde okuma alışkanlığına sahip değilseniz kendi sınırlarınız haricindeki hiçbir şeyi bilmeden yaşamak

Boş Sahanın Maradonaları: Çeviri Nasıl Bir Sorun?

2018-03-14T08:51:54+03:00Mart 11th, 2014|

 Sertaç CANBOLAT Semih Gümüş'ün “Çeviri Nasıl Bir Sorun” başlıklı yazısına cevaben 2011'de Birgün Kitap ekinde yayınlanmıştır.   Bu ülkede iki şeyden herkes ama herkes çok iyi anlar; biri futbol, diğeri çeviri. Sokağa çıkıp sorsak, önümüze gelen herkesin, şu veya bu futbol takımının nasıl futbol oynaması gerektiği, saha dizilimi ve oyun taktikleri konusunda muhakkak söyleyeceği bir şey vardır ve

“Çevirmen Kamyon Şoförüdür”

2018-03-16T14:35:11+03:00Mart 2nd, 2014|

Mahir ÜNSAL ERİŞ Aynı Yolun Yolcuları Çevirmenlik, kamyon şoförlüğüdür efendim. Dünyada birbirine bu kadar uzak görünüp bu kadar benzeyen iki meslek daha yoktur. Bir kere her şeyden önce her ikisi de yalnızdır işinde. Bir işi alırken görür işin sahibini bir de işi teslim ederken, kamyoncu da çevirmen de. İkisi de oturduğu yerden çalışır. Hem de