Söyleşiler

Ahmet Nüvit Bingöl ile “Alman Felsefesi Üstüne Diyalog” Üzerine

2018-09-03T11:46:59+03:00Eylül 3rd, 2018|

Söyleşi: Damla Göl Metinde genel felsefeye de yer verilmiş, bu felsefecilerin öznel görüşlerine de... Siz bu metnin kapsamlı yapısına nasıl hazırlandınız? Ön okumalar gerekli oldu mu? Ahmet Nüvit Bingöl: Söyleşide Hegel, Kant, Heidegger, Adorno, Derrida, Marx, Levinas gibi birçok filozofun düşünceleri geçiyor; sonra kendileri de filozof olan Badiou ve Nancy’nin bu filozofları okuyuşları, yorumlayışları arasındaki

İlkay Atay ile “Kale” çevirisi üzerine

2018-08-03T10:09:56+03:00Ağustos 3rd, 2018|

Söyleşi: Damla Göl İlk sorum Kale’nin anlatıcısı ile ilgili olacak. İlk bölümden itibaren onun da geliştiğini, değiştiğini görüyoruz. Peki bu sesi, bu değişimi, anlatıcının konumunun getirdiği üslubu çeviride yakalamak için nelere dikkat ettiniz? İlkay Atay: Başlangıçta nasıl bir tuzağın içine çekildiğimin farkında değildim. Öteki eserlerini de okumuş olduğum için yazarın kimliği hakkında kafamda hali hazırda

Taylan Tosun ile “Ütopistik: 21. Yüzyılın Tarihsel Seçimleri” çevirisi üzerine

2018-07-23T10:03:07+03:00Temmuz 23rd, 2018|

Söyleşi: Damla Göl “Ütopistik ya da 21. Yüzyılın Tarihsel Seçimleri” ilk olarak 2001’de yayımlanmıştı ve siz bu yeni baskı için çevirinizi gözden geçirdiniz. Yıllar önce yaptığınız çeviriyi bugün tekrar okuduğunuzda neleri değiştirme ihtiyacı hissettiniz? Kendi çevirinizi redakte ederken nasıl zorluklarla karşılaştınız? Taylan Tosun: Immanuel Wallerstein benim ilk göz ağrım. Küçük bir broşür kitap çevirdikten sonra

Zeynep Alpar ile “Bazen Derin Bir His” çevirisi üzerine

2018-06-18T12:22:39+03:00Haziran 17th, 2018|

Söyleşi: Damla Göl Ken Kesey, Amerika’daki halkın gündelik hayatına, alışkanlıklarına, kültürüne, 60’ların yara beresine aşina bir yazar. Kitabında da bu özellikler göze çarpıyor. Çeviri esnasında döneme, kültüre ilişkin nasıl araştırmalar, okumalar yaptınız? Zeynep Alpar: Temel kaynağım Youtube oldu diyebilirim. Çünkü bu kitap müzikle dolu bir kitap. Zaten adı da, Leadbelly’nin Good Night Irene şarkısında geçen

Murat Erşen ile “Yalnızlığın Felsefesi” üzerine

2018-06-10T22:03:54+03:00Haziran 10th, 2018|

Söyleşi: Damla Göl Lars Svendsen’in “Sıkıntının Felsefesi” ve “Korkunun Felsefesi” adlı kitaplarında da sizin imzanız var. Üslubuna nispeten alışkın olduğunuz bir yazarı çevirirken neler yaşadınız? Bu çeviri süreçlerinde yazarla iletişime geçmeniz gerekti mi hiç? Murat Erşen: Aslında iki kitabın çevirisi arasında yaklaşık 10 yıl var. Sıkıntının Felsefesi’ni 2007’de, Korkunun Felsefesi’ni ise 2017’de çevirdim. Gerçi bunun

Demet Elkâtip ile “Bale Okulu” serisi üzerine

2018-05-28T09:09:21+03:00Mayıs 28th, 2018|

Söyleşi: Damla Göl “Bale Okulu” 33 kitaplık keyifli bir seri ve şu anda 10 tanesi yayımlanmış durumda. Bir serinin tamamını çevirmenin kolay ve zor yanları nelerdir? Demet Elkâtip: Ben 12. kitabı da çevirdim, sanırım 11. kitap yakında yayımlanacak. Aslında özellikle kolay ya da zor bir yanı yok sadece konuyu iyi biliyorsunuz, karakterleri “tanıyorsunuz”, belli durumlarda

Seda Çıngay Mellor ile “Hayatlarımın Kitabı” çevirisi üzerine

2018-05-20T21:38:28+03:00Mayıs 20th, 2018|

Söyleşi: Damla Göl “Hayatlarımın Kitabı”, aslında bizden çok da uzakta olmayan trajedilere, yersiz yurtsuzluğa dokunan bir kitap. Sizin de kendinizi metinle, anlatılanlarla fazlaca özdeşleştirdiğiniz, onlarla birlikte üzüldüğünüz oluyor mu? Seda Çıngay Mellor: Çevirmenlerin sorunlarından biri bu aslında. Başka Dünyanın Kuşları’nda kitapta gayet önemsiz olan köpeğin öldüğü paragrafı çevirirken o kadar çok ağlamıştım ki o günlük

Süreyya Çalıkoğlu ile “Yalnız Nar” çevirisi üzerine

2018-05-13T22:07:20+03:00Mayıs 13th, 2018|

Söyleşi: Damla Göl Çevirdiğimiz her kitap bir süre hayatımızın odağı haline geliyor. Peki, savaşın dokunduğu hayatları anlatan bir kitabı çevirirken çevirmenin ruh hali nasıl etkileniyor? Süreyya Çalıkoğlu: İnsanı üzen, kıran, karamsarlaştıran, öfkelendiren bir süreç oluyor. Haberlerde savaşı görmek de bu duyguları yaratıyor elbette, ama böyle bir romanda savaşın insan hayatını, toplumsal ilişkileri, kardeşliği, kültürü, ahlâk

Mustafa Kemal Yılmaz ile “Usta ve Margarita” çevirisi üzerine

2018-05-06T19:25:58+03:00Mayıs 6th, 2018|

Söyleşi: Damla Göl Usta ve Margarita bizi Moskova’ya, Kudüs’e götürüyor, tarihi ve dini olayların etrafında geziniyor. Peki, bu yolculukta çevirmeni nasıl sorunlarla karşılaştı? Kültüre, coğrafyaya ve döneme özgü göndermeleri karşılarken neler yaşadınız?  Mustafa Kemal Yılmaz: Sovyet dönemi söz konusu olduğunda aklıma hep aynı atasözü geliyor: Yorgan gitti, kavga bitti. Yazarı Usta ve Margarita'yı yazmaya iten

Elif Okan Gezmiş ile “Bir Psikiyatristin Anıları” çevirisi üzerine

2018-04-29T20:31:31+03:00Nisan 29th, 2018|

Söyleşi: Damla Göl Irvin D. Yalom’dan hem “Bir Psikiyatristin Anıları”nı hem de “Günübirlik Hayatlar”ı çevirdiniz. Yazarın üslubuna aşina olmak işinizi kolaylaştırdı mı, yoksa daha fazla zorluk mu yarattı? Elif Okan Gezmiş: Yalom kitapları Türkiye’de hayli popüler, bunda çevirmenlerinin kuşkusuz büyük payı var. Keza ben de daha lisedeyken o çevirmenlerden okumuştum Yalom kitaplarını. Dolayısıyla üstümde bunun

Merve Sevtap Ilgın ile “Gizli Tarih” çevirisi üzerine

2018-04-15T19:23:52+03:00Nisan 15th, 2018|

  Söyleşi: Damla Göl Gizli Tarih, Türkçeye daha önce de iki kere çevrilmiş bir kitap. Sizin yolunuz bu kitapla nasıl kesişti? Çeviri sürecinde sizi en çok ne zorladı? Merve Sevtap Ilgın: Donna Tartt ile ilk kez yazarın son kitabı Saka Kuşu’nu çevirmem teklif edildiğinde tanıştım, bu kitaptan sonra ikinci kitabı Küçük Arkadaş’ı da yine ben

Aybars Çağlayan ile “Kuyrukluyıldız” çevirisi üzerine

2018-04-09T00:39:25+03:00Nisan 8th, 2018|

Söyleşi: Damla Göl Bu çeviriniz kuyrukluyıldızların kökenine, onlara ilişkin mitlere eğiliyor. Çeviri sürecinin epeyce araştırma gerektirdiğini tahmin edebiliyorum. Sizi neler zorladı ve bu süreçte hangi kaynaklardan faydalandınız? Ahmet Aybars Çağlayan: Açıkçası, bu eser sadece kuyrukluyıldızlarla ilgili değil. Yazarlar çeşitli yönleriyle kuyrukluyıldızları anlatabilmek için güneş sisteminin meydana gelişine kadar (yaklaşık 4,5 milyar yıl kadar) geçmişe gittikleri

AYŞECAN AY İLE “BİR FİLM NASIL İZLENİR?” ÜZERİNE

2018-04-02T00:13:16+03:00Nisan 2nd, 2018|

Söyleşi: Damla Göl "Bir Film Nasıl İzlenir?" çok ilgi çekici bir kitap ismi. Peki bu kitap nasıl okunur, ne anlatır? Bir de çevirmeninden dinleyebilir miyiz? Ayşecan Ay: 3 yıl önce yine bir David Thomson çevirmiştim, Filmler Hayatımızı Nasıl Etkiler?. O kronolojik düzenlenmişti, bu tematik bir şema izliyor fakat üslup aynı. Yazarın derdi de aynı diyebilirim.

Mehmet Moralı ile “Kuantum Adam” ve “Zamanın Kozmolojik Tarihi” üzerine

2018-04-08T19:05:48+03:00Mart 26th, 2018|

Söyleşi: Damla Göl Kuantum Adam’da Feynman’ın hayatına giriş yapıyoruz. Zamanın Kozmolojik Tarihi’nde ise entropiden kuantum mekaniğine uzanan bir yolculuk söz konusu. Yaptığınız çeviriler birbirini nasıl besliyor?  Mehmet Moralı: O iki kitabın arka arkaya gelmesi tesadüf oldu, ama gerek ilgili konularda olması gerekse de benim mühendislik geçmişim yardımcı oluyor tabii ki. Öncelikle kaynak araştırmalarında, birincinin deneyimleri

Ahmet Arpad söyleşisi

2018-03-10T18:17:12+03:00Temmuz 30th, 2017|

“Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Olağanüstü Bir Gece” Damla Göl: Stefan Zweig’in çok sevilen öyküleri, sizin çevirinizle tekrar okurlarla buluştu. Bildiğim kadarıyla Zweig’in 13 eserini daha çevirmiştiniz. Üslubuna alışkın olduğunuz bir eserin çeviri sürecinde, neler yaşadınız? Yeniden çevirinin zorlukları ve kolaylıkları nelerdi sizin için?              Ahmet Arpad: Daha önceki Zweig öyküleri gibi

İpek Ortaer Montanari söyleşisi

2018-03-10T18:17:12+03:00Temmuz 16th, 2017|

Damla Göl: Maupassant genelde denemeleriyle, olay hikâyeciliğiyle bilinir... Bu öyküler sayesinde bilmediğimiz bir yönüyle de tanışıyoruz aslında. Bunları Türkçeye kazandırmak nasıl bir duyguydu? İpek Ortaer Montanari: Açıkçası benden önce de Maupassant’ın karanlık diyebileceğimiz gerilim öğeleri taşıyan öyküleri Türkçeye çevriliyor, ancak farklı üsluba sahip öykülerle birlikte yayımlandıkları için arada kaybolduklarını düşünüyorum; çünkü “Maupassant” dediğimizde insanlar duraklıyor

Sevgi Tuncay ile “Buz Ressamı” üzerine söyleşi

2018-03-10T18:17:12+03:00Temmuz 2nd, 2017|

Değerli üyemiz Sevgi Tuncay’ın yeni çevirisi Buz Ressamı, Hece Yayınları’ndan çıktı. Söyleşi: Damla Göl  Buz Ressamı, bir İzlanda romanı. Metinde coğrafi özellikler veya kültürel aktarım yönünden ne gibi zorluklar yaşadınız? Bunlara nasıl çözümler getirdiniz? Sevgi Tuncay: Evet, iklimin ve yaşam koşullarının getirdiği kültürel farklılıkların olması beklenen bir şey tabii ki. Örnek vermek gerekirse, Türkçe söylenişiyle “çim

Damla Göl ile “İşte Caravaggio” çevirisi üzerine

2018-03-10T18:17:12+03:00Haziran 12th, 2017|

Söyleşi: Süreyya Çalıkoğlu İlk kitap çeviriniz olduğu için sormadan edemeyeceğim. Çeviriyi kabul ettiğinizde, çeviri sürecinde, bittiğinde, kitabı ilk kez elinize aldığınızda neler hissettiğinizi bizimle paylaşır mısınız? Damla Göl: Baştan sona beni epey heyecanlandıran bir süreçti bu. Daha önce de birkaç kez kitap çevirme aşamasına gelmiş, sonra çeşitli sebeplerden kabul edememiştim. Bu sefer doğru kitapla buluştuğumu

Ramazan Güngör ile “Fokus” çevirisi üzerine

2018-03-10T18:17:12+03:00Haziran 12th, 2017|

Söyleşi: Damla Göl Oyun yazarı kimliğiyle ön planda olan Arthur Miller, bu kitapta da betimlemeler ve sıfatlarla sahneleri canlandırmış. Bu üslup ve anlatım biçimini Türkçede inşa etmek bir zorluk yarattı mı? Ramazan Güngör: Bildiğiniz gibi Fokus, Arthur Miller’in yazdığı iki romandan biri. Daha çok oyun yazarı olarak öne çıkan Miller, karakter inşa etmekteki başarısını romana

Sevgi Tuncay ile “Yaşlı Kralın Sürgünü” ve “İçimizdeki Başkası” çevirileri üzerine

2018-03-10T18:17:12+03:00Haziran 12th, 2017|

Söyleşi: Damla Göl   Karşımıza çıkan kitaplar farklı konularda, farklı üsluplarda ve farklı duygu yoğunluklarında oluyor genelde. Kendinizi iki kitap arasındaki geçişe nasıl hazırlıyorsunuz? Sevgi Tuncay: Çok ve farklı kitaplar okuduğum için farklı konulara açık olduğumu söyleyebilirim, lakin üslup konusu tabii ki işin çok faklı bir boyutu. Mesela Monique Schwitter'in "Eins im Andern" adlı kitabın

Fulya Koçak ile “Ölümsüz” çevirisi üzerine

2018-03-10T18:17:12+03:00Haziran 12th, 2017|

Söyleşi: Damla Göl Siyasi bir suikast, karanlık güçler ve barış için direnenler… Aslında hikâye çok tanıdık. Böylesi kurguları çevirirken, çevirmenin ruh hali nasıl etkileniyor? Neler hissettiniz çeviri sürecinde? Fulya Koçak: Vasili Vasilikos’un Z isimli kitabını çevirmem için teklif geldiğinde kitap olarak olduğu kadar Costa Gavras’ın da beyazperdeye uyarlayarak nice ödüller kazandığı filmiyle de neredeyse “klasik”

Nihal Mumcu ile “Bir Kuşun En İyi Öttüğü Yer” çevirisi üzerine

2018-03-10T18:17:12+03:00Haziran 12th, 2017|

Söyleşi: Damla Göl Özgün, gizemli ve detaycı bir üslup var karşımızda. Bu metni dilimize kazandırırken nasıl zorluklar yaşadınız? Nihal Mumcu: İspanyolcadan yaptığım çevirilerde çok sık olmasa da karşılaştığım bir sorunla bu çeviride de karşılaştım. İspanyolcanın yapısından kaynaklı bir esneklik söz konusu, İspanyolca upuzun cümleler kurmak mümkün. Ama Türkçede, öznenin fiile olan kırılmaz bağından da kaynaklanan

Gül Özlen ile “Amsterdam Hikayeleri” çevirisi üzerine

2018-03-10T18:17:12+03:00Haziran 12th, 2017|

Söyleşi: Damla Göl Bu yazarı ilk defa siz Türkçeye çevirdiniz. Böyle durumlarda üslubu kurarken nelere dikkat ediyorsunuz? Gül Özlen: Gerçek adı Hendrik Frederik Grönloh olan Nescio 1882 – 1961 yılları arasında yaşamış kıymeti öldükten sonra anlaşılan Hollandalı bir yazar. Hollanda Edebiyatı açısından önemi öldükten sonra okullarda okunması zorunlu tutulan yazarlardan biri olmasından anlaşılıyor. Bu hikâyeleri

Süreyya Çalıkoğlu ile “Yeraltından Gevezelikler” çevirisi üzerine

2018-03-10T18:17:13+03:00Haziran 12th, 2017|

Söyleşi: Damla Göl Yeni çeviriniz “İrlanda’dan çıkmış en iyi yapıtlardan biri” olarak anılıyor. İrlanda’ya özgü terimler ve kültürel göndermeler konusunda nasıl bir yaklaşım izlediniz? Süreyya Çalıkoğlu: Máirtín Ó Cadhain kendine özgü bir yazar gerçekten, yeryüzündeki savaşı, kişisel çekişmeleri, düşmanlıkları, yokluğu, kıskançlıkları müthiş bir kara mizahla ve ülkesinin kültürüyle harmanlayıp yeraltına, ölülerin konuşmalarına yansıtmış. Yeraltından Gevezelikler

Banu Pinter ile “Hücre” çevirisi üzerine

2018-04-08T19:03:37+03:00Haziran 12th, 2017|

Söyleşi: Damla Göl Yeni çeviriniz İskandinav polisiyesinin örneklerinden biri. İskandinav kültürüne özgü terimler çıktı mı karşınıza? Banu Pinter: Bu, aynı zamanda senaryolaştırılarak filmi de çekilmiş bir roman. Üstelik kitabın yazarı da, Danimarkalı olmasına rağmen, ‘çok satan’ kitaplar yazan, romanları 40 dile çevrilen biri. Öte yandan, repertuarını da ağırlıklı polisiye romanlar oluşturuyor. Tüm bu sebeplerden olacak,