-ce/ca Eki Türkçede Zarf Yapar mı?

-ce/ca Eki Türkçede Zarf Yapar mı?

SAVAŞ KILIÇ

Çevirilerde sık karşılaşılan Türkçe sorunlarından biri, öteden beri zarf kategorisiyle ilgilidir. Batı dillerinden yapılan çevirilerde, İng. +ly eki ve Fr. +ment eki, Türkçe +ce/ca (=+cA) eki ile karşılanmaya çalışılıyor: Kurdukları metnin kök ve ek yapısı bakımından (yani, “morfolojik” olarak) da kaynak metne birebir uymasını isteyen kimi çevirmenler tarafından +cA eki bol bol, hatta kulağımızı tırmalayacak (yani anadili duygumuza/sezgimize ters düşecek) kadar sık kullanılıyor. Bu tırmala(n)ma duygusunun nedeni, Türkçede sıfat ve zarf kategorilerinin esasen biçimsel kategoriler olmaması, yani Türkçede sıfat ve zarfların biçimsel olarak işaretlenmemeleri veya işaretleyicilerinin (marker) yok denecek kadar az olması, bu kategorilerin ancak sözdizim içinde kendilerini göstermeleri,i Türkolog Tahsin Banguoğlu’nun deyişiyle “zarflar[ın] dilimizde zenginleşmiş, fakat biraz devşirme bir kelime sınıfı teşkil” (Türkçenin Grameri, Ankara: TDK, 1990, s. 379) etmeleridir. Kulak tırmalamasının ikinci bir nedeni de Türkçede +cA’nın yalnız zarf değil sıfat ve özellikle yer isimleri yapmak için de kullanılması olabilir: Çocukça davranmış (zarf); çocukça bir fikir (sıfat);Çamlıca, Düzce, Dağlıca (yer adı).ii

 

Gereksiz +cA kullanımına bir iki örnek:

(1a) You treat the child too harshly.

cümlesinin illa +cA’lı bir yapıyla, örneğin:

(1b) Çok sertçe davranıyorsun çocuğa (x)

diye çevrilmesi gerekmiyor. Aşağıda göreceğimiz üzere, Türkçe sıfatlar ek almadan –cümlede bulundukları konum itibariyle– zarf görevi üstlenebiliyor:

(1c) Çok sert davranıyorsun çocuğa. (√)iii

Keza Red Kit’in köpeği Rintintin için kasabanın şerifi şöyle diyor:

(1d) Serbestçe sokaklarda dolaştığı için 5 dolar ceza alacaktı, ama ….

Burada iki yönlü bir sorun olduğu, bir yandan kelimenin yanlış seçildiği, diğer yandan gereksiz yere+cA eki kullanıldığı aşikâr:

(1e) Sokaklarda başıboş dolaştığı için …

Bu kadar tanıdık bir ifade terk edilerek yerine, insanın aklına Fuzuli’nin “kalem olsun [=kurusun] eli ol kâtib-i bed-tahririn” bedduasını getiren serbestçe gibi bir yabancının tercih edilmesinin nedeni, sözünü ettiğimiz biçim taklitçiliğinden başka bir şey olamaz herhalde.

Türkçe +cA ekinin işlevlerinden birinin zarf yapmak olduğu (ön-ce örneğinde olduğu üzere) doğrudur; ancak zamanla başka ek ve sözdizimsel araçların da kullanılmasıyla +cA ekinin bu işlevinin özellikle yirminci yüzyılda zayıfladığı görülmekte. Günümüzde +cA ile birtakım zarflar hâlâ yapılıp kullanılabiliyorsa da, alternatifleri de bir o kadar kullanım alanı buluyor. Örneğin:

(2) İyice temizlenmiş (√)

diyebiliyoruz. Bazı +cA’lı biçimler belli fiillere ulanabiliyorken, kimi filler bu biçimleri kabul etmez:

(3a) Kısaca anlattım. (√)

(3b) Kürsüde kısaca konuştum. (x ?)

Keza uzunca sözcüğü aşağıdaki örnekte sırıtıyor:

(4a) Uzunca konuşuyor. (x)

(4b) Uzun uzun konuşuyor. (√)

(4b) Uzun uzadıya konuşuyor. (√)

Bazı +cA’lı biçimlerin alternatifleri aşağı yukarı aynı değeri taşır:

(5a) Güzelce dövmüşler. (√)

(5b) Bir güzel dövmüşler. (√)

(5c) Zarf yanlışlarından bolca var. (√)

(5d) Zarf yanlışlarından bol bol var. (√)

Oysa aşağıdaki örnek için “hipotetik” temizce biçimi uygun düşmezken, bir temiz biçimi uygun duruyor:

(6a) Temizce dövmüşler. (x)

(6b) Bir temiz dövmüşler. (√)

+cA’lı zarflar içinde en çok göze batanlardan biri, basitçe’dir. İng. simply ve Fr. simplementkelimelerinin karşılığı olarak sık sık kullanıldığını gördüğümüz bu biçim, aslında söz konusu kaynak malzemenin karşılığı değildir. Türkçede basitçe kelimesi, sıfat anlamlı basit’in bazı fiilleri nitelemek için kullanılan biçimidir. Örnek:

(7a) Olan biteni basitçe açıkladım.

Buna mukabil, basitçe’yi 

(7b) She is not simply a collegue for me;

(7c) Elle n’est pas simplement une collègue pour moi

cümlelerinin çevirisinde

(7d) Benim için basitçe bir iş arkadaşı değil (x)

şeklinde kullanmaktansa, şöyle bir çeviri daha doğru olur:

(7e) Benim için iş arkadaşından ibaret değil o. (√)

Öte yandan +cA eki sıfat değil de isim gövdelerine eklendiğinde, bir başka işlevle zarf yapabiliyor:

(8) Anlamcaiv (=anlam bakımından) farklılık göster-

Başka Zarf Yapma Yollarına örnekler (Ø, +cIk, +(y)lA, ikilemeler, sıfat + bir şekilde / bir biçimde / olarak)

Türkçede sıfatlar herhangi bir ek almadan (=Ø), cümle içinde zarf görevini üstlenebiliyor:

(1a) Hızlı yürüseydik, trene yetişebilirdik. (If we had walked fast, we could have caught the train.)v

Buna karşılık, her sıfatın doğrudan zarf olarak kullanılamadığı da aşikâr:

(1b) Akıllı davrandın. (x?)

(1c) Akıllıca davrandın. (√)vi

Türkçede zarf yapmak için yararlanılabilen eklerden biri de +cIk:

(1) Saçlarını kısacık kestirmiş.

(2) Ekmekleri ufacık doğradıktan sonra, …

(3) İncecikten bir kar yağar,

(4) Yalancıktanvii söyledim, anne.

Keza +(y)lA ekiyle sık sık zarf yapılır:

(1) Öfkeyle kalkan zararla oturur.

(2) Hızla içeri giren…

(3) Olay yerine süratle intikal eden güvenlik güçleri…

İkilemelerle de zarf yapma yolunu tuttuğumuz oluyor:

(1) a) No one could easily escape from here.

b) “Kimse buradan kolayca kaçamaz.” (x)

c) “Kimse buradan kolay kolay kaçamaz.” (√)

(2) Neither reading the newspaper, with its abundance of news that is irretrievablyremote from his life, nor sitting for minutes on end at the wheel of his car in a traffic jam.

a) Ne yaşamına telafi edilemezcesine/ telafi edilemez denli uzak haberlerle dolu gazetesini okumak, ne de sıkışık trafikte direksiyon başında dakikalarca oturmak.

b) Ne yaşamıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan haberlerle dolu gazetesini okumak, ne de sıkışık trafikte direksiyon başında dakikalarca oturmak.

(3) a) İki Sırp savaş suçlusu rahatça dolaşmaya devam ediyor

b) Savaş suçlusu iki Sırp elini kolunu sallaya sallaya dolaşabiliyor.

(4) Salamı ince ince dil, ekmeğin arasına….

(5) Yavaş yavaş pişen etimizi….

(6) Hayal meyal hatırlıyorum yüzünü.

(7) Sen, güzel güzel ödevini yap; ben geliyorum.

Çeşitli ekler alan ikilemeler de zarf olarak kullanılabilmekte:

(1) Uzaktan uzağa Attila İlhan’ı hatırlatıyordu yazdıkları.

(2) İnceden inceye baltalamaya çalışıyor projeyi.

Bu tür çözümlerin işe yaramadığı yerlerde çeviri kaynaklı “sıfat + bir şekilde / bir biçimde / olarak” yapısına başvurmak da mümkün elbette:

(1) Devlet başkanı demokratik bir şekilde yönetime gelmemişti.

(2) Bu sorunu bilimsel olarak araştırmalıyız.

Ayrıca, ilk bölümdeki (5b) ve (6b) numaralı örnekler, bir + sıfat kuruluşunun da –kullanım alanı nispeten sınırlı olmakla birlikte– zarf yapmak için kullanılabilecek alternatif yollardan biri olduğunu gösteriyor.

Notlar:

i Uzun bir tartışmanın konusu olmuştur bu durum. Bkz. Ömer Demircan (1998): “Türkçede Türsel Bir Ayrım (Baş-düşümlü) : Türkçede Sıfat Ayrımına ‘Düşümsel’ Bir Bakış”, Yeşim Aksan – Mustafa Aksan (haz.), XII. Dilbilim Kurultayı Bildirileri, Mersin Üniversitesi, s. 127-40.

ii +cA’nın muhtelif değerleri konusunda bkz. Banguoğlu, s. 158-61, 377-9.

iii Bu örnek Aslı Göksel – Celia Kerslake, Turkish: A Comprehensive Grammar, (Routledge, 2005) s. 218’den. Bu arada (√) işareti dilbilimcilerin “L1” dediği ilk edinilen dili (illa “anadili” olması gerekmiyor, belki “en iyi bilinen dil” diyebiliriz) konuşanlar açısından kabul edilebilirliği gösteriyor (ve başka da bir şeyi göstermiyor!). L1 konuşurlarının bilinci, Saussure’ün yüklediği anlamda “langue”ı (yani daha sonra Antoine Meillet’nin tanımlayacağı gibi un système où tout se tient “her şeyin birbiriyle sımsıkı dayanışma içinde olduğu bir sistem” olarak belirli bir dili – Türkçe, İngilizce gibi) esas ve ölçü alır; dolayısıyla L1 konuşurunun reddettiği (gramatikal olarak yanlış dediği) bir ifade özü itibariyle söz konusu langue’ın uzlaşımlarına ters düşüyordur. Kural koyucu olmayan bir disiplinin kural koyma pratiğine yapabileceği yegâne katkı budur: Belirli bir ifadenin belirli bir anda bir sistemin kabul edilebilirlik koşullarına ters veya uygun düştüğüne işaret etmek. Bu meseleyi ilgilendiren teorik tartışmayı daha kapsamlı bir yazı için erteleyip, bu noktadan sonrasının benim şahsi tasarrufum olduğunu, sorumluluğunun bana ait olduğunu kabul ettiğimi eklemekle yetineceğim.

iv Ekin bu kullanımını Türkologlar “ismin eşitlik hali” diye adlandırmaya meyilli. Geçmişte böyle bir işlevi olmuşsa da, bugünkü Türkçe için doğru bir adlandırma değil.

v Bu örnek TCG, s. 218’den.

vi Örnek Necmiye Alpay, Metis Türkçe Sorunları Kılavuzu, s. 179’dan. Öyle görünüyor ki, hangi (veya ne tür) sıfatların +cA ekini istediği, hangilerinin illa gerektirmediği başlı başına bir (ampirik) dilbilim araştırmasının konusu olmalı. Ama şu anda bunu yapma imkânım yok benim. Fakat şu türden +cA’lı zarflar, sözgelimi, benim kulağımı pek tırmalamıyor:

topluca

usulca

kolayca

acımasızca

vii Karş. şakacıktan ve “Yalandan söyledim”. İsimden zarf yapma görevi olduğu anlaşılıyor +dAn ekinin.

Back to Top