Yayınevlerinden nasıl çeviri alabilirim?

Yayınevlerinden nasıl çeviri alabilirim?

Çok sık sorulan bu soruya ÇEVBİR’in ilk başkanı Tuncay Birkan’ın verdiği yanıt:

Kitap çevirme işine başlamak isteyen arkadaşların en fazla sordukları soru, “nereden, nasıl çevirecek kitap bulabilirim?” oluyor ya da “Şu kitabı mutlaka çevirmek istiyorum, kimlerle, nasıl irtibata geçmeliyim?” (Bu iki soru aynıymış gibi görünse de ikinci soruyu soranlar işe daha avantajlı başlıyorlar elbette.) Bu sorulara cevap vermeye çalışacağız ama bundan önce herkesin şunlardan emin olması gerekiyor bir yayınevine çeviri almak için başvurmadan önce:

1. Bildiğiniz yabancı dilde, ilgilendiğiniz alanlarda çok ama çok kitap ve makale okudunuz mu? O dilin girdisini çıktısını, deyimsel yapısını, uzun cümle kuruluşlarını, özetle gramerini ileri düzeyde, anlamsal tuzaklara sık sık düşmeyecek kadar iyi tanıyor musunuz?

2. Türkçenizin gücüne ve güzelliğine güveniyor musunuz? Eğitimini aldığınız, ilgilendiğiniz alanlarda derslerde okuduğunuz metinler haricinde kendiniz de bu alanda Türkçe yazılmış yazı ve kitapları “deliler gibi” okuyor musunuz? (Tekrar oldu, farkındayız, ama iyi bir çevirmenin her şeyden önce çok iyi bir okur olması gerektiğini ne kadar vurgulasak az.) Özellikle de edebiyat metinleri çevirmek isteyenlerin bol bol Türkçe edebiyat ve usta çevirmenlerin elinden çıkmış güzel çeviriler okumuş olması gerek; hatta sadece düşünce ve inceleme kitapları çevirmek isteyenlerin bile zaman ayırıp Türkçe edebiyat okumasında, kendi dilinin imkânları konusundaki farkındalığını arttırmasında sayısız fayda var.

 

Bu sorulara cevabınız tereddütlü de olsa (ki tereddüt edeceğinizden eminiz, çünkü çevirmen mizacı gereği kendi dil yeteneğinden, bildiklerinin yeterliliğinden her zaman kuşku duyan, bu eksiklik hissini kapamak için de sürekli sözlüklere, başvuru kitaplarına başvurmadan edemeyen türden bir mahluktur; ama boğuşacağı metin içinde boğulmamak için bir özgüveni de olmak zorundadır) “evet”se, sizde çevirmen mayası var demektir. O zaman bu “maya”yı çalacağınız bir “göl” bulma konusunda size yardımcı olabilir belki aşağıda yazacaklarımız.

Yapmanız gereken şey basit: Çoğunun e-posta adreslerini ya da telefonlarını İnternet sayesinde rahatça bulabileceğiniz yayınevlerinden biri ya da birkaçına CV’nizle birlikte başvurmak. Ama bundan daha sağlıklı sonuç alabilmek için belli şeylere dikkat etmenizde fayda var. Mesela başvurduğunuz yayınevlerinin portföyünü önceden taramış olmanız gerekiyor mutlaka. Sizin ilgilendiğiniz alanlarda kitaplar yayınlayan, yani aslında okuru da olduğunuz ya da olabileceğiniz yayınevlerine başvurmalısınız; sosyal bilim alanlarında kitap çevirmek istiyorsanız, hiç sosyal bilim basmamış bir yayıncıya yapacağınız başvurudan sonuç almanız imkânsız elbette. Ne tür kitaplar çevirmek istediğiniz konusunda kafanızı epey netleştirmiş olmanız gerekiyor bunu sağlıklı bir biçimde yapabilmek için.

“Ne olsa çeviririm” anlayışından vazgeçmesi gerekiyor artık çevirmenlerin; yayınevlerine başvururken mutlaka “ben şu tür kitaplar çevirmek istiyorum” diye de yazmalısınız ciddiye alınabilmek için. Gönderdiğiniz CV, öncelikle, içinde önceden çevirmiş olduğunuz kitap ya da yazıların bir listesi varsa doğru dürüst bir fikir verebilir editörlere. Yok, eğer çeviri yapmaya yeni başlıyorsanız o CV’de editörlerin en çok görmek istediği şey, mesela hobileriniz falan değil de aslen ne tür kitaplar üzerinde yoğunlaşmak istediğinizdir. Bu konuda sağlıklı bir karar vermek için de en önemli ölçüt esasen hangi kitapları okumaktan hoşlandığınızdır; hayatınızda belli bir alanda hiç kitap okumamışsanız o alana ait bir kitabı çevirmeye kalkmanın hiç iyi sonuçlar vermeyeceğinden emin olabilirsiniz. Özellikle her türlü inceleme kitabını çevirirken çeviri yaptığınız alan veya alanların Türkçe terminolojisine vakıf (“aşina” değil enikonu “vakıf”) olmanız gerekir.

 

Ayrıca asıl referansınızın, bitirmiş olduğunuz okullardan çok yapmış olduğunuz, yapacağınız işler ve o işin kalitesi olduğunu unutmayın. O yüzden önceden kitap çevirmiş olun olmayın, mutlaka (tabii ki çeviri yapmak istediğiniz alandan) sevdiğiniz, önemsediğiniz bir kitaptan üç-beş sayfalık bölümün çevirisini orijinaliyle birlikte gönderin başvuracağınız yayınevine.

(Ayrıca başvururken çevrilmemiş olduğunu bildiğiniz bir kitabı, yayın programları itibarıyla o kitapla ilgilenebileceğini düşündüğünüz bir yayınevine önermeniz de cevap alma şansınızı arttıracaktır, ilk paragrafta da ima ettiğimiz gibi. Yayınevleri yayınlayacakları kitapları çoğunlukla kendileri seçseler de çevirmenlerden ve yazarlardan gelecek önerilere de açıktırlar elbette). Ne kadar tecrübesiz olursanız olun eğer başarılı bir deneme çevirisi yapmışsanız cevap alma olasılığınız çok yüksek. Tecrübenin her şey demek olmadığını, kaynak dili tuzaklarına düşmeyecek ölçüde iyi bilmekten sonra en önemli etkenin yetenek (özellikle de Türkçeyi kıvrak bir biçimde kullanma yeteneği) olduğunu editörler de bilir. Zaten aksi taktirde kimse çevirmenliğe başlayamazdı, ümitsizliğe kapılmanıza gerek yok, herkes ille de tecrübe istiyor diye. Yeter ki siz kendi sınırlarınızı iyi biliyor ve o sınırlar içinde derinleşmek için gerekli gayreti, özeni ve öğrenme isteğini gösteriyor olun.

“Öğrenme” deyince şunun da altını çizmek gerekiyor: Eğer çeviri almayı başardıysanız mutlaka bir editörle birlikte çalışın, editör çalıştırmayan, çevirinizi olduğu gibi yayınlayacağını söyleyen ya da söylemeye bile zahmet etmeden basıveren yerlerden uzak durun. Çünkü iyi çeviri sadece yetenekle yapılmaz, o yeteneğin sürekli geliştirilmesi gerekir ve bunun da birinci yolu yaptığınız çeviride ne gibi kavrayış ve söyleyiş hataları yaptığınızı gösterecek editörlerle birlikte çalışmaktır. En baştan her insan gibi hatalar yapabileceğinizi ve en tecrübeli insanların bile işlerinde hatalar yapabildiklerini kabullenerek yaklaşır ve bu hataları asgariye indirme özeniyle davranırsanız, editörün metniniz üzerinde yaptığı müdahalelere kişiliğinize yöneltilmiş birer hakaret değil de bir öğrenme (ve elbette gerekirse itiraz da etme) vesilesi olarak yaklaşırsanız, daha rahat eder ve kendinizi geliştirebilirsiniz.

Başvurularınıza kısa sürede cevap alamazsanız ümitsizliğe kapılmayın. Cevap alamamanızın nedeni ille de çevirinizin beğenilmemesi olmayabilir.

Türkiye’deki yayınevlerinde çalışan editörler aynı anda çok fazla sayıda işle uğraşmak zorunda kalabildiklerinden sizin talebinize bakmaya sıra bile gelmemiş olabilir. (Tabii ki ideal durum bunun çevirmene ya da çevirmen adayına bildirilmesi ve ona “sizin çevirinize şu zamana kadar bakıp sonucunu mutlaka haber vereceğiz” denmesidir ne olursa olsun. Ama Türkiye piyasasında bunu yapan yayınevleri ve editörlerinin sayısı çok az, bizim değiştirmek için çaba harcadığımız köklü alışkanlıklardan biri de bu maalesef). Çok fazla ısrarcı olmadan ara ara kendinizi hatırlatmanızda fayda var. Ümidi ne zaman kesmeniz gerektiğini siz kendiniz tayin edeceksiniz.

En başta siz kendiniz bir metin göndererek sınanmış olduğunuz ve yayınevi buradaki performansınızı beğenerek sizinle irtibata geçmiş olduğu halde, işini ciddiye alan bir editör size vermeyi düşündüğü kitap için de ayrıca bir deneme çevirisi gönderecektir. (Zaten biz de ÇEVBİR olarak bunu yapmalarını talep ediyoruz bütün yayınevlerinden sonradan çıkabilecek olumsuzlukların önünü almak için). Siz çok iyi bir iş çıkardığınızı düşündüğünüz halde size verilen bu deneme çevirisi konusunda editörden olumsuz bir cevap almanız her zaman mümkündür. Bu olumsuzluğun üç olası nedeni vardır:

1. Editör işinin ehli değildir ya da tercihleri sizinkilerle hiç örtüşmüyor, sizi de ikna edemiyordur. Bu durumda onunla çalışmamanız her ikiniz için de en iyisi olacaktır.

2. Yayınevinin verdiği bu kitapla uygun frekansı bir türlü tutturamamış, içine nüfuz edememişsinizdir, yazarın üslubu sizinkine uymamıştır. Yani bu kitabı çevirmeyi sahiden de başaramamışsınızdır. Bu sizin “iyi bir çevirmen” olmadığınızı, olamayacağınızı göstermez, sadece o kitabı yapmamanızın herkes için daha hayırlı sonuçlar doğuracağını gösterir ve şu evrensel hakikati tekrar hatırlatır: Ne kadar usta olursa olsun hiçbir çevirmen her kitabı aynı yetkinlikle çeviremez. (Zaten içine giremediğiniz, bir şekilde sizi yakalamayan, heyecanlandırmayan, önemli ya da değerli bulmadığınız bir kitabı çevirmeyin ve en başta size önerilen kitabı iyice okuyup gerçekten yapmak istediğinizden ve yapabileceğinizden emin olun.) Bu kitapta başarılı olamamış olabilirsiniz, ama başka bir kitabı gayet güzel çevirebilirsiniz, hemen ümitsizliğe kapılmayın. O yüzden de çeviri işine gerçekten çevrilebilmesi özel bir maharet isteyen kitaplarla (mesela klasiklerle; modernist, yani dili sorunsallaştıran yazarların roman ve öyküleriyle; çetrefil ve sahiden güç anlaşılır düşünürlerin eserleriyle) başlamayın, daha çok böyle kitaplar yayınlayan yayınevlerine başvurarak zaman kaybetmeyin, moralinizi boşuna bozmayın. Tecrübe tek başına yeterli değildir demiştik yukarıda, ama bazı kitapları çevirmeye girişebilmek için arkanızda birikmiş bir tecrübenin olması şarttır.

3.Çok iyi bir okur olmakla birlikte sahiden de şu anda yetersiz işler üretiyorsunuzdur. Bu durumda çevirmenliğe kararlıysanız kendinizi daha geliştirmek için yayınevlerine başvuruda bulunma işine uzunca bir ara vererek çok sıkı çalışmalı ya da bu işten vazgeçmelisiniz.

Bu aşamaları geçip çeviriyi aldıktan sonra her durumda mutlaka sözleşme imzalamalı, yapılan sözleşmede hem kendinizi sömürtmemek hem de bir meslek olarak kitap çevirmenliğinin istenen düzeye çekilebilmesi yolunda ÇEVBİR olarak yerleştirmek istediğimiz mesleki ve mali standartları koruma çabasına destek vermek için sitemizden ulaşabileceğiniz Tipsözleşmeyi ve Çevirmenlere Kılavuz Metnini dikkatle okumalısınız.

 

Back to Top