Ahmet Ergenç ile “Son Sözler” çevirisi üzerine

Söyleşi: Damla Göl

Burroughs kitapları, Türkiye’de muzır neşriyat sayıldı ve bir süre bu davalarla anıldı. Onun son sözlerini ve hayatın her anına ilişkin düşüncelerini Türkçeye çevirmek nasıl bir deneyimdi?

Ahmet Ergenç: Burroughs’un günlüklerini çevirmek aslında ‘romanlarını’ (tırnak içinde çünkü roman sınırlarını bulandırıp, aşan metinler bunlar) çevirmekten çok farklı değildi. Günlüklere de aynı kapalı ve parçalı dil hakimdi. Burroughs çevirmek hakikaten zorlayıcı ve yaratıcı bir çeviri faaliyet gerektiriyor. Burroughs dili bozan ve yeniden düzenleyen bir yazar olduğu için, aynı şeyi Türkçe’de yapmak gerekiyordu.

Beat Kuşağı’ndan daha önce de çeviriler yaptınız, peki böyle bir yazarın güncesini çevirirken üslup zorlukları yaşadınız mı? Dilde sizi en çok zorlayan nokta neresiydi?

Ahmet Ergenç: Aslında ilk soruda bunu yanıtlamış oldum ama şunu belirteyim: Burroughs’un dille olan ilişkisi diğer Beatnik yazarlarınkinden çok daha karmaşık ve katmanlı. Sentaksı bilerek bozuyor. Yeni kelimeler üretiyor ve ‘imge silsilesi’ dediği bir yöntemle kelime ve cümleleri üst üste yığıyor vesaire.. Bütün bu hamleleri karşılamak için de Türkçe’de aynı esnekliği ve dağınıklığı yakalamak gerekiyor. Aslında temel sorun şuydu: Burroughs’un dille kurduğu ‘yabani ve vahşi’ ilişkiyi evcilleştirmeden Türkçe’de tekrarlayabilmek. Bu da cümleleri çoğu yerde ‘bozmak’ anlamına geliyordu.

(2015)