Banu Pinter ile “XY” çevirisi üzerine

Söyleşi: Damla Göl

Kitapta bir soruşturmanın etrafında dönen gizemli bir macera söz konusu. Bu metni çevirirken nasıl bir araştırma ve terim üretme süreci geçirdiniz?

Banu Pinter: Kitabın baş kahramanı bir psikolog. Hem soruşturmaya hem de soruşturmayla bağlantılı olduğunu düşündüğü ve kendi başına gelen bir olayı psikolojik olarak inceliyor. Öyle olunca hikaye anlatımında bol bol psikolojik terim kullanılıyor. Bu aşamada psikolojik kaynak kitaplardan ve psikolojiyle ilgili web sitelerinden yardım aldım. Konuyu daha iyi kavrayabilmek için psikolog arkadaşlarımla konuşup bazı durum ve terimlere açıklamalar istedim. Aynı zamanda okuyucu için daha yalın bir anlatım oluşturabilmek adına terimlerin açıklayıcı ifadelerini kullanmayı veya asterisklerle bu terim ve durumlara açıklık getirmeyi tercih ettim.

Bu maceradaki üslubu ifade etmede İtalyancadaki bağlaçlar, uzun cümleler ve kendine has söz dizimi Türkçede nasıl bir üslup sorunu yarattı?

Banu Pinter: Yazarın kendine has bir uslubu var. Çok rastlanır bir tarzı yok. Uzun cümleler, hatta noktalama işaretlerine dahi yer vermediği 700-800 kelimeden oluşan uzun cümleler kullanıyor.
Halbuki çeviride temel kurallardan biri, özellikle roman söz konusuysa, dili ya da anlatımı basitleştirmek, uzun cümlelerden kaçınmaktır. Ancak yazının dokusunu bozmamak ve özgün metine mümkün mertebe sadık kalmak da esastır. Bu noktada oldukça zorlandım. Orta noktayı bulabilmek için dokuyu bozmadan dili basitleştirmeye, bazı yerlerde cümleleri kısaltmaya çalıştım.
(2015)