Nilgün Güngör ile “Yıldız Ateşi” çevirisi üzerine

Söyleşi: Damla Göl

Çeviri sürecinde sizi en çok uğraştıran noktalar nelerdi? Bu kitabı çevirmeyi kabul etmenizin en önemli nedeni neydi? Bilim kurguyla bir okur olarak aranız nasıl?

Nilgün Güngör: Pek fazla olmasa da bilim kurgu okuma (ya da film izleme) deneyimim var. Önceleri şans eseri, sonraları ise bilinçli olarak, okuyup izlediklerim genellikle bir felsefesi olan eserlerdi diyebilirim. Yine muhtemelen, belleğimdeki ilk bilim kurgu’nun 2001 A Space Odyssey olması bir standart oluşturdu sanırım. Ütopik -her zaman değilse de burada olumlu anlamda kullanıyorum- toplumsal metinlerin genel bir bilim kurgu “torbasına” toplanmasına aklım pek yatmıyor. Kesişen yönleri olsa bile birincileri ayırdetme eğilimindeyim.

Bilim kurgu kulvarında iki kitap çevirmiş oldum. Abis Yayınları için Robert J. Sawyer’dan 2011’de çevirdiğim Melezler, “The Neanderthal Parallax” dizisinin 3. kitabıydı. Günümüzdeki sorunlara dair ilginç gönderme ve tartışmalar vardı. Son çevirdiğim bilim kurgu ise Gürer Yayınları’ndan çıkan Yıldız Ateşi (Cassafire). Çevirmen arandığından Çevbir sayesinde haberim oldu. Bu kitap da bir diziye dahil imiş, fakat dizinin kendisinden önceki kitabı yayınlanmadan önce yayınlanmış oldu. Türü ise soap science fiction olarak tanımlanıyor.

Kitapta uzay gemisi, bölümleri ve kısmen de teknik aksamı ile belli bir yer tutuyordu. Teknik aksam konusuna yabancılığımı, teknik terimler sözlüğüne başvurarak gidermeye çalıştım. Kitabın adını ise yayınevi koydu. Bana da önerimi sordular fakat önceki ve sonraki kitaplar hakkında bilgim olmadığı için aklıma bir şey gelmedi.

(2015)