Sabri Gürses ile “Sosyal Bilimlerde Yaklaşımlar ve Metodolojiler” çevirisi üzerine

Söyleşi: Damla Göl

Rus edebiyatının kıymetli eserlerini dilimize kazandırdınız, Zizek’in Paralaks’ını çevirdiniz, şimdi ise ders kitabı niteliğindeki bir sosyal bilimler kitabını çevirmek nasıl bir deneyimdi?

Aslında benim perspektifimden bakınca, türden türe geçiyormuşum gibi görünmüyor; kendi düşünce dünyamın içinde seyahat ediyorum. Başından beri edebiyat içinde kurama eğilimli oldum; kendi yazdıklarımda deneyselliğe yönelmem de bu yüzdendi. Hatta bu yüzden, dilimin daha çok bilimsel metinlerle şekillenmesi yüzünden edebi metinlerde aslı olabildiğince yapısını, başkalığını koruyarak aktarma çabası içinde oluyorum sanırım.

Sosyoloji bizim aile bilimimiz (sosyoloji bilim midir sorusu bir yana), iki sosyoloğun çocuğu olarak büyüdüm, hep sosyoloji okundu tartışıldı evde. Ben de üniversitede ilk olarak sosyolojiye yöneldim, fakat İstanbul Üniversitesi sosyolojisi o dönemde (1990lar) deyim yerindeyse “eskimiş” geldi. O dönemde yaşadığımız sosyal hayatın karşılığını İngilizceden okuduğum kitaplarda ya da çevirilerde bulurken orada bulamıyordum. O dönemde yayınlanan Tom Bottomore’un sosyoloji derlemesinin karşılığını bulamamıştım örneğin; bu da eğitimimi o bölümde tamamlamama yol açan bir etken oldu. Ama yine de iyi bir dönemdi, çünkü üniversitede Baykan Sezer, Korkut Tuna, Betül Çotuksöken gibi isimlerin derslerine katılma gibi fırsatım oldu. Bilim tarihine daha çok meraklıydım, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun Osmanlı merkezli bir bilim tarihi kurma çalışmalarına tanıklık ettim, Yıldız’daki IRCICA toplantılarına gittim. Ayrıca ilk çeviri denemelerimden olan “Rus Devriminde Anarşistler” (Belge Yayınları’ndan almıştım, yarım bıraktım) vesilesiyleydi herhalde, o dönemde bölümde asistan olan Ufuk Özcan beni “Kara” adlı derginin yayıncılarıyla tanıştırdı. Yani değişik kanallardan sosyolojiyle bağ kurdum ve o ilgi değişik kanallara dağıldı.

Dolayısıyla o günden on küsur yıl sonra bir sosyoloji metni çevirirken uzun bir geçmiş vardı arkamda; alandaki tartışmaları bir açıdan takip ediyorum. Zaten Abbott, Sayer ve bu kitap gibi bazı sosyoloji metinlerine yönelmem bu genel sürekli ilgiden kaynaklandı.

Bu arada bu sosyoloji hattında Doç. Dr. Yücel Bulut’u anmakta da yarar var. Yücel Bulut’u sosyolog olarak oryantalizm üzerine çalışmalarıyla tanıyordum, alandaki telif tek kitabıyla tanıyordum; klasik eserlerin çevirileri üzerine çalıştığım bir dönemde Çevbir için bu konuda bir söyleşi düzenledim, Yücel Bey’i de sosyolog olarak davet ettim. Küre Yayınları’nda yayın yönetmenliği yaptığını öğrendik toplantıda ve Çevbir’le bağlantı kurmalarına, çeşitli Çevbir üyeleriyle Çevbir ilkeleri çerçevesinde çalışmalarına vesile oldu bu. (Örneğin, Ogün Duman’ın çevirisiyle yayınlanan Felsefe Atlası bu dönemden bildiğim kadarıyla. Ve yine, not olarak, Paralaks da Encore Yayınları’nın Çevbir tipsözleşmesi üzerinden hareket ettiği ilk kitaplardan oldu.)

Daha önce de karşılaştırmalı okumalar gerektiren çevirilerinizden sonra, bu kitapta terminoloji konusunda nasıl çözümler ürettiniz? Yerleşik sosyal bilimler terimlerinin yanı sıra, yeni karşılıklar da bulmanız gerekti mi?

Bu kitapta benim için önemli olan onun bir ders kitabı özelliği taşımasından çok pragmatik ve ampirik Amerikan tarzı sosyolojinin iyi bir derlemesi olması oldu. Amerikan bilimlerinde terimler daha işlevseldir, gündelik dili esnek bir şekilde kullanırlar; o yüzden, kanımca daha çok yöntem ve bakış açısı yönünden yararlı olurlar. Bu açıdan yeni terimler getirdiğimden çok yeni terim yaratma örneklerine aracılık ettiğimi sanıyorum bu kitapta.

Terim tartışmalarını çevirmen ne kadar yapsa da, sonunda yayınevinin politikası ve medya etkisi ağır basıyor bu alanda. Bir entelektüel cemaatin varlığını kabullenmek zorundayız. Akademik bir unvanı yoksa ya da yayınevinin yetkesiyle donanmamışsa yani sözünü, çeviri kararını başka bilgi alanlarında da yayıp dağıtmaya gücü yoksa çevirmenin sözü pek etkili olmuyor. Zaten bu yüzden de bir alanın çevirileri o alanda uzmanlaşmış kişiler tarafından yapılsa en doğrusu olur bence. Bunun için teşvik edici şeylerden biri de çevirinin akademik puanının yükseltilmesi, üniversitelerde daha öne çıkarılması olur sanırım. Bilimsel bölümler çeviribilim bölümleriyle işbirliği yaparak programlarına kendi bilimsel alanlarına dair bir çeviri dersi koysalar, terminoloji tartışmalarında da büyük bir yol alabiliriz bence.
(2015)

Orijinal Adı Approaches and Methodologies in the Social Sciences A Pluralist Perspective
Yazar Donatella della Porta, Michael Keating
Çevirmen Sabri Gürses
Yayıncı Küre
Yayın Tarihi 2015-04-22