Süreyya Çalıkoğlu ile “Yeraltından Gevezelikler” çevirisi üzerine

Süreyya Çalıkoğlu ile “Yeraltından Gevezelikler” çevirisi üzerine

Söyleşi: Damla Göl

Yeni çeviriniz “İrlanda’dan çıkmış en iyi yapıtlardan biri” olarak anılıyor. İrlanda’ya özgü terimler ve kültürel göndermeler konusunda nasıl bir yaklaşım izlediniz?

Süreyya Çalıkoğlu: Máirtín Ó Cadhain kendine özgü bir yazar gerçekten, yeryüzündeki savaşı, kişisel çekişmeleri, düşmanlıkları, yokluğu, kıskançlıkları müthiş bir kara mizahla ve ülkesinin kültürüyle harmanlayıp yeraltına, ölülerin konuşmalarına yansıtmış. Yeraltından Gevezelikler gibi farklı, özel bir eseri Türk okurla buluşturmaya karar vermekle Aylak Adam Yayınları harika bir iş yaptı. Benim için de heyecan verici ve keyifli bir deneyim oldu, ama pek kolay olduğunu söyleyemem. Her şeyden önce İrlanda kültürü çok eski, çok katmanlı ve zengin. Ben iyi bir İngilizce çeviriden çalışmış olsam da kültürün zenginliği günlük hayata dair kavramlara, folklorik öğelere, deyişlere, hatta kavgalara, beddualara bile yansıyor. Hem Türkçeye anlaşılır şekilde çevirmek, hem orijinalde verilmek istenen duyguya sadık kalmak, ama bir yandan da kitabın, dilin temposunu bozmamak gerekiyor. Kitabın ilginçliği bir köy mezarlığında, toprak altındaki ölülerin konuşmalarından oluşmasıyla başlıyor. Neredeyse hiç düz metin içermeyen, tamamen monolog ve diyaloglardan, bazen de kakafoniden oluşan, dolayısıyla açıklaması olmayan, karakterleri kendilerine özgü konuşma tarzlarından, kelime seçimlerinden tanıdığınız bir metin. Bu yüzden, zamanında Ó Cadhain’in başına hayli dert açmış olan argo veya küfürlü ifadeleri Türkçeye olduğu gibi yansıttık.

Çeviriye hazırlık süreciniz nasıl oluyor? Belli bir çalışma ritüeliniz var mı?

Süreyya Çalıkoğlu: Benim için her kitap çevirisinin ilk aşaması yazara, kitaba dair mümkün olduğunca bilgi edinmek, incelemeleri okumak. Böylece neyle karşılaşacağımı az çok kestirebiliyorum. Söz konusu olan Máirtín Ó Cadhain gibi daha önce okumadığım bir yazar veya Yeraltından Gevezelikler gibi ilginç bir kitapsa bu süreç daha önemli, daha yararlı hale geliyor. Aslında bu kitabın çeviri sürecinin tamamı bir araştırma projesi gibiydi benim için. Anlatılanları hakkıyla anlayabilmek için yakın/uzak İrlanda tarihi, önemli kişiler, yaşam tarzı, tarım, giyim, turba ve yosunun kullanımı, hatta çatı yapımı gibi pek çok konuda yazılar okumam gerekti, ama bu tip çalışmalar çevirmenin ufkunu açmaya da yarıyor. Bu kitaptan sonra İrlanda kırsalının görmek istediğim yerler listesindeki sıralamasının epey yükseldiğini söyleyebilirim.

(2016)

Back to Top