Söyleşi: Damla Göl
Gömülü Şamdan Türkçeye ilk defa çevrildi. Eserleri defalarca çevrilen Zweig’in daha önce çevrilmemiş bir kitabını dilimize kazandırmak sizin için nasıl bir anlam ifade ediyor?
Regaip Minareci: Stefan Zweig, ülkemizde bütün kuşaklarca okunan, aranan önemli bir usta. Hatta genç nesillerce daha ısrarlı okunduğunu düşünüyorum. Ama ülkemizde Satranç başta olmak üzere sürekli belli eserleriyle anılır, bu eserler tekrar tekrar basılır. Yahudilerin kutsal emaneti Menora’yı konu alan Gömülü Şamdan (der begrabene Leuchter) her nedense dilimize çevrilmemiş. Oysa ülke ülke dolaştıktan sonra Bizans’a getirilmesi ve kitapta Bizans’a geniş bir şekilde yer verilmesi açısından ülkemiz için ayrıca önem taşıyan bir eser olduğuna inanıyorum.
Kitabı İsviçre’de bir çevirmen evinde çevirdiniz. Bu çalışma ortamından ve böyle bir ortamda gerçekleşen çeviri sürecinizden bahsedebilir misiniz?
Regaip Minareci: Bu kitabı İsviçre’de, Zürih yakınlarındaki yemyeşil bir köyde çevirdim. Wernetshausen’de bulunan Looren Çevirmenler evi bu eser için seçilebilecek en doğru yerdi bence. Zweig bu eserde o şiirsel dilinin yanı sıra, Menora efsanesine kendi efsanevi yorumunu katmış. Kayıp olarak bilinen Menora’yı ölümsüzleştirmiş, bir gün yeniden bulunup, Yahudi cemaatinin Menora’sına kavuşabilmesi için onu Bizans topraklarına gömmüş. Yani Zweig’a göre yedi kollu şamdan hala İstanbul’da!
(2016)