Banu Pinter ile “XY” çevirisi üzerine

2018-03-10T18:17:40+03:00Haziran 12th, 2017|

Söyleşi: Damla Göl Kitapta bir soruşturmanın etrafında dönen gizemli bir macera söz konusu. Bu metni çevirirken nasıl bir araştırma ve terim üretme süreci geçirdiniz? Banu Pinter: Kitabın baş kahramanı bir psikolog. Hem soruşturmaya hem de soruşturmayla bağlantılı olduğunu düşündüğü ve kendi başına gelen bir olayı psikolojik olarak inceliyor. Öyle olunca hikaye anlatımında bol bol psikolojik

Petek Demir ile “Duvar” çevirisi üzerine

2018-03-10T18:18:01+03:00Haziran 12th, 2017|

Söyleşi: Damla Göl Filistin meselesine İsrailli bir çocuğun gözünden bakıyoruz bu kitapla birlikte. Onca acının yaşandığı bir düzene dair bir metinle uğraşmak bir çevirmen için nasıl bir araştırma ve hazırlık süreci gerektirdi? Petek Demir: Duvar beni en çok duygulandıran ve severek çevirdiğim kitapların başında geliyor. İçerik ve anlatım gücü açısından Dan Brown çevirilerimin önüne geçtiğini

Levent Cinemre ile “Oyun Teorisi ve Ortaklaşa Rekabet” çevirisi üzerine

2018-03-10T18:18:01+03:00Haziran 12th, 2017|

Söyleşi: Damla Göl “Oyun Teorisi ve Ortaklaşa Rekabet” kitabında “Coopetition” kavramını “ortaklaşa rekabet” olarak karşılamanız ve alana yeni bir terim kazandırmanız gibi, çeviri yaparken dilde bulunmayan bir terim türetmeniz gerektiğinde nasıl bir süreç yaşıyorsunuz? Levent Cinemre: “Ortaklaşa rekabet” terimini, competition (rekabet) ile cooperation (işbirliği) sözcüklerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş co-opetition terimine karşılık olarak türettim. Bu terim, çevirdiğim

Begüm Kovulmaz ile “Zincap: Bir Dostluk Hikâyesi” çevirisi üzerine

2018-03-10T18:18:01+03:00Haziran 12th, 2017|

Söyleşi: Damla Göl Hedef kitlesi çocuklar olan bir kitabı çevirirken yaşanabilecek güçlükler nelerdi? Begüm Kovulmaz: 1999'da yaptığım ilk çevirim Kipling'in İşte Öyle Hikâyeler'iydi. İyi çocuk kitaplarını çok sevdiğim için çocuk kitabı çevirmeyi de çok seviyorum, teslim süresinin elverdiğince özenli çalışmaya gayret ediyorum. Çocukken iyi kitaplar okumanın yetişkinlikte iyi kitap okumaktan daha önemli olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de

Nüket Kantürk ile “Jacob – Gece Gezginleri 1” çevirisi üzerine

2018-03-10T18:18:02+03:00Haziran 12th, 2017|

Söyleşi: Damla Göl 6 kitaplık bir serinin ilk kitabı Jacob; daha sonraki kitaplarla bağıntılı bir durum var mıydı, diğer kitapları da inceleme şansınız oldu mu? Nüket Kantürk: Kitap, serinin ilk kitabı olduğu için diğer kitaplara bakmamı gerektirecek bir durum olmadı. Diğer kitaplarda, Jacob'da yer alan yan karakterlerin baş karakterler olduğunu okudum. Zaten ilk kitap, diğerlerinde

Mehmet Moralı ile “Güney Denizi Hikayeleri: Pasif Öyküleri 1” çevirisi üzerine

2018-03-10T18:18:02+03:00Haziran 12th, 2017|

Söyleşi: Damla Göl Tarihten siyasete pek çok alanda çeviriler yapan deneyimli bir çevirmen olarak, dilimize kıymetli eserler kazandırdınız. Peki, Jack London hikâyeleri bu çeviri yolculuğunuzun hangi noktasında duruyor? 1900’lerin başındaki Güney Pasifik’e doğru uzanan bu kitapta, ne tür çeviri çözümleri gerekli oldu? Mehmet Moralı: Tam da dediğiniz gibi, en baştaki iki bilim-kurgu romanı saymazsak, hep

Deniz Keskin ile “Tokyo Uçuşu İptal” çevirisi üzerine

2018-03-10T18:18:02+03:00Haziran 12th, 2017|

Söyleşi: Damla Göl Evrensel temaları işlerken, bir yandan da kültürel detaylara yer verilen ve pek çok yorumda “modern masal” olarak tanımlanan bir kitabı çevirdiniz. Değişen anlatıcılar ve kültürel öğeler çeviri sürecinizi nasıl etkiledi? Bu değişen üsluplara ve kültürel yaklaşımlara nasıl çözümler getirdiniz? Deniz Keskin: Kitapta üslubun, kültürel arkaplanın ve zaman zaman formun değişiklik göstermesi, bir

Gül Özlen ile “Bay Heineken, Geçti, Kurtuldunuz!” çevirisi üzerine

2018-03-10T18:18:02+03:00Haziran 12th, 2017|

Söyleşi: Damla Göl Gerçek bir olaydan esinlenen bir kitap bu. Aynı kaçırılma olayı sinemaya da uyarlanmış. Çeviri sürecinde bu metinlerarası bağlar size fayda sağladı mı? Amsterdam polisiyle içe içe geçen bu metinde, kavramsal zorluklar yaşandı mı? Gül Özlen: Bira imparatoru Heineken’in kaçırılması daha önceden iki defa Hollandalı bir gazeteci tarafından kaleme alınmış ve kitap olarak

Sabri Gürses ile “Sosyal Bilimlerde Yaklaşımlar ve Metodolojiler” çevirisi üzerine

2018-03-10T18:18:02+03:00Haziran 12th, 2017|

Söyleşi: Damla Göl Rus edebiyatının kıymetli eserlerini dilimize kazandırdınız, Zizek’in Paralaks’ını çevirdiniz, şimdi ise ders kitabı niteliğindeki bir sosyal bilimler kitabını çevirmek nasıl bir deneyimdi? Aslında benim perspektifimden bakınca, türden türe geçiyormuşum gibi görünmüyor; kendi düşünce dünyamın içinde seyahat ediyorum. Başından beri edebiyat içinde kurama eğilimli oldum; kendi yazdıklarımda deneyselliğe yönelmem de bu yüzdendi. Hatta

Bir Çevirmenin Deneyimiyle Türkiye’de Sosyal Bilim Yayıncılığı

2018-03-10T18:18:02+03:00Kasım 30th, 2015|

Işık ERGÜDEN Türkiye'de sosyal bilim yayıncılığını çevirmen gözüyle ele almak, değerlendirmek gerektiğinde, konunun bütününü kapsayabilecek verilerden yoksun olduğumu düşünürken, kendi öznel deneyimimi bir sosyal bilim nesnesi olarak görmenin, yani kendi çeviri serüvenimi sorunsallaştırmanın, buradaki ampirik verilerden yola çıkarak bir değerlendirme yapmanın mümkün olabileceğini düşündüm. Aynı dönemde 200. çeviri kitabım da piyasaya çıkmıştı, dolayısıyla bu öznel

Koray Karasulu’yla Rus Edebiyatı ve Türkiye’de Çevirmenlik Üzerine

2018-03-10T18:18:02+03:00Eylül 29th, 2014|

 Söyleşi: Günay ÇETAO Koray Karasulu, "Kumarbaz" çevirisiyle aldığı Ömer Asım Aksoy Ödülü töreninde                           Çevirinin pek az değer gördüğü günümüzde Dostoyevski’den yaptığın “Kumarbaz” çevirisinin ödüle layık görülmesi çeviri camiası açısından anlamlı bir olay. Ödülün senin için öneminden bahsedebilir misin? Bir köy

Emrah İmre’nin Yazarları

2018-03-10T18:18:02+03:00Mayıs 8th, 2014|

Söyleşi: Cristina VEZZARO  Emrah Imre is a literary translator from Turkey based in Brazil. He speaks Turkish, Portuguese, English, Spanish and French. He decided to answer our questions in English. How did you start translating literature? What are “your” authors and languages? The first time I seriously thought about translation as a concept was through metal

Bulut Fabrikasından Duman Gönderin Bana

2018-03-16T14:14:04+03:00Mayıs 2nd, 2014|

Seda ERSAVCI Delilerle uğraşmayı seviyor olmalıyım. Aksi takdirde ne Félix Francisco Casanova’nın ne Jack Kerouac’ın ne de Allen Ginsberg’ün cümleleriyle oynamaya cüret edebilirdim. Félix Francisco Casanova’ya görür görmez vurulmuştum, seçim bana aitti. “Ben çevireceğim!” çığlıklarıyla çıkıvermiştim ortaya. Jack Kerouac - Allen Ginsberg: Mektuplar’ında ise durum biraz daha farklıydı. O zamanlar birlikte çalıştığım arkadaşım bana tuğla

Çeviri Sayesinde Beklenmedik Bir Buluşma: Alexander Pope ve Nevşehirli Damat İbrahim Paşa

2018-03-21T08:09:02+03:00Mart 22nd, 2014|

 Savaş KILIÇ Osmanlı edebiyatı ile İngiliz edebiyatı arasında bir alışveriş akla pek olası gelmese de, karşılaştırmalı edebiyatın iyi bildiği Mesihî’nin “Bahariye”si[1] örneğine ek olarak, 18. yüzyılın önde gelen İngiliz şairlerinden Alexander Pope’un (1688-1744) Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın (1660-1730) bir şiirini okuyup buradan aldığı bir imgeyi kullandığını biliyoruz; iki şair arasındaki bağlantı ise, sosyal konumunun etkisiyle

Çevirmenin Görevi

2018-04-10T00:20:45+03:00Mart 18th, 2014|

Cemal ENER Başlarken iki noktayı belirtmek isterim. Birincisi burada bir Benjamin uzmanı olarak konuşmuyorum, konuşmayacağım. İkinci noktaysa, ufak bir yanlış anlama: Ben burada Benjamin’in Moskova Günlüğü’nü çevirdiğim için bulunacağımı ve bunun “hafif” bir söyleşi olacağını düşünmüştüm. Fakat sonradan, ikinci görüşmemizde, benden bir konu başlığı istenince biraz tedirgin oldum açıkçası, çünkü konu ve başlık isteniyorsa o

Çevirmen: Yabancı Ajanı mı, Yabancılığın Ajanı mı?

2020-10-26T07:32:10+03:00Mart 18th, 2014|

Tuncay BİRKAN Lost, is it, buried? One more missing piece? // But nothing's lost. Or else: all is translation / And every bit of us is lost in it  James Merrill, “Lost in Translation" Çeviri hakkında kafa yormuş, söz almış hemen herkesin değinmeden duramadığı bir karşıtlık, hatta bir kutupluluk durumu, yerlilik/yabancılık gerilimi. Üstelik hem çevirmenin

All That CAZ

2018-03-14T08:50:09+03:00Mart 13th, 2014|

 Cem SOYDEMİR I Bir şeyi tanımlarken, aynı zamanda o şeyi yaratırız, der Spinoza. Öyleyse tanımlama ile hakikat özdeştir. Aslında yarattığımız, o şeyin kavramıdır. Ama öyle olsa bile, soyut bir şey, gerçek olabilir. Soyut olanın bir maddiliği olabilir. Çevirinin gerçekliği de böyledir işte. Yabancı bir evreni tanımlıyor, tanımlarken de aslında yaratıyordur. Ama bir yalana dayanmak zorundadır

Genç Rusça Çevirmenleri Kaygılı…

2018-03-16T14:47:32+03:00Mart 13th, 2014|

 Koray KARASULU Siyasi nedenlerle, yakın zamanlara dek Batı kaynaklı aktarımlar haricinde (örneğin büyük olasılıkla saygın bir meslektaşımız sayesinde Soğuk Savaş'ın önemli figürlerinden Nikita Hruşçov'a, hâlâ Kruşçev diyoruz) fazlaca alışverişimiz olmayan kapı komşumuz Rusya Ana ile, aslında kültürel açıdan çok zengin bir mazimiz var. Örneğin, dilimize çevrilmemiş Rus klasiği yok gibi neredeyse. Ortalama bir Türk okuru, Sovyet

Çeviriden Vazgeçmek İster misiniz?

2018-03-16T14:45:59+03:00Mart 13th, 2014|

Aslı BİÇEN Ben çevirmenim. Çevirmenin işi basittir. Ben size dünyayı getiririm. Bunu yapmak için hem o dünyayı hem sizin dünyanızı çok iyi bilmem gerekir. Yeteneklerim olmalı, engin bir malumatım olmalı. Ben size Japonya’yı, ben size Arjantin’i getirmezsem ve siz de yabancı dillerden herhangi birinde okuma alışkanlığına sahip değilseniz kendi sınırlarınız haricindeki hiçbir şeyi bilmeden yaşamak

Boş Sahanın Maradonaları: Çeviri Nasıl Bir Sorun?

2018-03-14T08:51:54+03:00Mart 11th, 2014|

 Sertaç CANBOLAT Semih Gümüş'ün “Çeviri Nasıl Bir Sorun” başlıklı yazısına cevaben 2011'de Birgün Kitap ekinde yayınlanmıştır.   Bu ülkede iki şeyden herkes ama herkes çok iyi anlar; biri futbol, diğeri çeviri. Sokağa çıkıp sorsak, önümüze gelen herkesin, şu veya bu futbol takımının nasıl futbol oynaması gerektiği, saha dizilimi ve oyun taktikleri konusunda muhakkak söyleyeceği bir şey vardır ve

Savaş Kılıç’la, dile ve iktidara dair

2018-03-10T18:18:03+03:00Mart 5th, 2014|

Söyleşi: Melisa KESMEZ Gezi Parkı hayatımızın her kuytusuna sızdı. Konunun hangi tarafında olursan ol, “Gezi” denince aklımıza düşen resimler, fikirler, duygular, kokular geçtiğimiz bahardan bugüne epey değişip dönüştü. Ve “dil” ya da “söylem” elbette bu meselede herkesten rol çaldı. Kelimeler ister muktedirin ağzından dökülsün, ister sokaktaki insanın, uzun zamandır şahit olmadığımız derecede büyük görevler üstlendi.

Don Quijote’ye ve cesur çevirmeni Roza Hakmen’e dair

2018-03-10T18:18:20+03:00Mart 5th, 2014|

Söyleşi: Sevgi SERPER Miguel de Cervantes Saavedra'nın La Mancha'lı Yaratıcı Asilzade Don Quijote kitabı, dünya yüzünde en çok çevrilen kitaplardandır herhâlde. 1605'te İspanya'da basılan bu kitap; İngilizceye 1612'de, Fransızcaya 1614'te çevrilmiş. Türkçeye de aslından ve tam çeviri olarak 1996'da Roza Hakmen tarafından kazandırıldı. Çeviri bir serüven, hele Türkiye'de. Çalışma koşulları, yasal mevzuat... Bilenler biliyor. Don

Hollandalılar Türkçe Edebiyatı Sevdi

2018-03-10T18:18:20+03:00Mart 3rd, 2014|

Söyleşi: Zeynep EKİM ELBAŞI (Agos Gazetesi) Oğuz Atay, Orhan Pamuk, Fethiye Çetin, Duygu Asena, Halit Ziya Uşaklıgil, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi yazarların eserlerini Hollandacaya kazandıran Hanneke van der Heijden, 23 Ocak’ta Hollanda Araştırma Enstitüsü’nde ‘Sesten bir harita olarak İstanbul: Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur adlı romanında mekân, müzik ve zaman’ başlıklı bir konuşma yaptı. Uzun yıllardır Türkiye’de yaşayan

Deniz Koç ve Yazarları

2018-03-10T18:18:20+03:00Mart 2nd, 2014|

Söyleşi: http://authors-translators.blogspot.com.tr/ Deniz Koç is a literary translator from Turkey. She speaks Turkish and English. She decided to answer our questions in English.   How did you start translating literature? What are “your” authors and languages? My first literary translation was The Viceroy of Ouidah by Bruce Chatwin, whom I had discovered through my interest in

“Çevirmen Kamyon Şoförüdür”

2018-03-16T14:35:11+03:00Mart 2nd, 2014|

Mahir ÜNSAL ERİŞ Aynı Yolun Yolcuları Çevirmenlik, kamyon şoförlüğüdür efendim. Dünyada birbirine bu kadar uzak görünüp bu kadar benzeyen iki meslek daha yoktur. Bir kere her şeyden önce her ikisi de yalnızdır işinde. Bir işi alırken görür işin sahibini bir de işi teslim ederken, kamyoncu da çevirmen de. İkisi de oturduğu yerden çalışır. Hem de